Ahlak Gelişimi
- handecenesizer
- 14 Eyl 2020
- 6 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 14 Eyl 2020

Ahlak, bireyin doğru ile yanlışı ayırt edebilmesini sağlayan ilkeler ve değerler bütünüdür.
Ahlakın iki boyutu vardır;
1) Ahlakın Evrensel Boyutu: Tüm insanlığın uyması gereken ve uyulmadığında yanlış olduğu anlaşılan genel geçer kurallardır. (Adalet, hakkaniyet, eşitlik vb.)
2) Ahlakın Toplumsal Boyutu: Toplumdan topluma, kültürden kültüre farklılık gösteren kurallardır.
Ahlakın evrensel boyutu, tüm insanlık için ortak ahlaki gelişimin olabileceğini gösterirken, ahlakın toplumsal boyutu ise her milletin yetiştirdiği insanlara kendi değer ve kurallarını aktararak ahlaki gelişimlerin sağlanabileceğini göstermektedir.
Psikoloji bilimi çerçevesinde ahlak gelişimi ile ilgili ilk bilimsel yaklaşımlar Freud ve Piaget tarafından geliştirilmiştir. Daha sonra davranışçı psikoloji ve sosyal öğrenme kuramları da ahlak gelişimi alanına değinmişlerdir.
Ahlak Gelişimi Yaklaşımları;
Ø Psikoanalitik Yaklaşım
Bu yaklaşımın öncüsü Freud’dur. Yaklaşımın felsefi temeli; insanın doğuştan kötü olduğu ve sosyalleşme içerisinde doğruyu bulabilmesi için yetişkinlerin yardımına ihtiyaç duyduğu şeklindedir.
Ø Davranışçı Yaklaşım
Bu yaklaşımın felsefi temeline göre insan boş levhaya benzer. O levhaya yazılanlar on ahlaklı ya da ahlaksız yapmaktadır. Ahlaki davranışların öğrenilmesinde pekiştireçler önemlidir. Ödül ve cezalar davranışları şekillendirmektedir.
Ø Sosyal Öğrenme Yaklaşımı
Felsefi temeli davranışçılıkla aynı olan sosyal öğrenmecilerin öncülüğünü Bandura yapmaktadır. Ahlaki davranışların gözlem, taklit etme ve model olma yoluyla kazanıldığını savunmaktadır. Çocuğun karşı karşıya kaldığı sosyal ve ahlaki deneyimlerin ahlaki gelişiminde önemli payı vardır.
Ø Bilişsel Yaklaşım
Bilişsel yaklaşıma göre ahlak, zihin gelişimi doğrultusunda gelişmektedir. Bu nedenle çocukla ergenin ve yetişkinin ahlaki gelişmişlik düzeyleri birbirinden farklı olmaktadır. Bilişsel gelişim ahlak gelişimi evreler şeklinde ele almıştır. Çocuğun geliştirdiği ahlaki yargının, sosyal çevreyle etkileşim sonucunda doğduğunu ve bilişsel unsurlarında baskın olduğunu belirtir.
v Freud’un Ahlak Gelişimi Kuramı
Freud, Ahlak gelişimini, insanın özünde (id ya da alt benlik) olmayan ancak sonradan anne-babası ve yakın çevresi ve toplum tarafından geliştirilen süperego ya da üst benlik ile meydana geldiğini savunmuştur.
İnsanın, ahlaki yönü süperegodur. Süperego insanın vicdani yanını oluşturur.
Çocuk, anne – babanın ahlak ölçülerini ve değerlerini benimseyerek süperego gelişimine başlar.
v JOHN DEWEY’in AHLAK GELİŞİMİ KURAMI
Dewey, ahlaki yargının gelişiminde 3 temel dönem olduğunu belirtir.
1.Gelenek Öncesi Düzey: Biyolojik ve sosyal dürtülerle güdülenen ahlaki davranışları içeren dönemdir.
2.Geleneksel Düzey: Bireyin gruba özgü değerleri benimsediği dönemdir.
3.Özerk Düzey: Bireyin kendi akıl yürütmesi sonucu davranışlarını oluşturduğu, grubu kurallarını irdelediği dönemdir.
Dewey, ahlak gelişiminin temelinde zihinsel gelişimin olduğunu ifade eder, bu nedenle ahlaki eğitimin temelinde de zihinsel eğitimin olması gerektiğini savunur.
v JEAN PİAGET’in AHLAK GELİŞİMİ KURAMI
Piaget, çocuklardaki ahlak gelişimini, çocukların oyunlarını gözlemleyerek açıklamaya çalışmıştır ve bilişsel gelişim ile ahlaki gelişim arasında sıkı bir ilişki olduğunu belirtmiştir.
Piaget, ahlak gelişimini üç döneme ayırmıştır ve dönemler hiyerarşik bir bütünlük içindedir, her bir düzey bir sonrakine ulaşılmadan başarılmalı ve sindirilmelidir. Çünkü her dönem kendinden önceki döneme dayanır ve kendinden sonraki döneme temel oluşturur. Bu dönemler;
1.Ahlak Öncesi Dönem (0-6 yaş)
Bu dönemde çocuklarda kural kavramı olmadığı için ahlak söz konusu değildir.
Çocuklar bu dönemde benmerkezcidirler ve kendi dışındaki bireylerin görüşlerini dikkate almazlar.
Olay ve durumları somut sonuçlara göre değerlendirirler.
Örneğin, niyeti ne olursa olsun, büyük leke yapan çocuk, küçük leke yapan çocuğa göre daha suçludur. Çocuk bu dönemde hem niyeti hem sonucu değerlendiremez.
2.Dışa Bağımlı Dönem (6-10 yaş)
Bu dönemde görülen ahlak “başkalarına bağımlılık” ahlakıdır.(Heteronomi)
Çocuklar bu dönemde kuralların farkına varmaya başlarlar.
Kurallar sabittir, değişmez ve herkes için geçerlidir.
Yetişkinler tarafından konulan kuralları sorgulamadan kabul ederler.
Kurallara uyulmaması durumda ceza söz konusu olduğunu düşünürler.
Çocuklar bu dönemde de yine niyeti sorgulamazlar ve onlar için davranışların somut sonuçları önemlidir.
3.Ahlaki Özerk Dönem (10 yaş ve üstü)
Çocuklar bu dönemde kuralcı (heteronomi) ahlak anlayışını eleştirmeye başlarlar ve otonomi ahlak muhakemesi sürecine geçerler.
Kurallar artık sabit ve değişmez değildir.
Bu dönemde, çocuklar oyunu kurallı oynayabilir ve aynı zamanda kuralların anlaşarak değiştirilebileceğini kavrarlar.
Çocuk, bu dönemde niyetleri dikkate alır yani göreceli ahlak anlayışı ortaya çıkar.
Çocuk, artık somuttan düşünceden soyut düşünceye geçiş yapar ve davranışın sonucuna değil niyetine bakar.
v KOHLBERG’in AHLAK GELİŞİMİ KURAMI
Piaget’in düşüncelerinden yola çıkmıştır fakat ahlaki olgunluğa erişmenin Piaget’in ifade ettiğinden daha uzun sürdüğünü kendi teorisiyle ortaya koymuştur.
Onun kuramı ahlak gelişimi alanında en çok kullanılan kuramdır.
Kohlberg teorisini insanları ikilemde bırakan soru – cevaplar ile oluşturmuştur. Örneğin; aynı anda hem başka bir yerde yangın söndürmesi gereken hem de kendi evinde yangın çıkan bir itfaiyecinin nasıl davranması gerektiğini sormuş, aldığı cevabın kendi evini söndürmesi gerektiği ya da diğer yerdeki yangını söndürmesi gerektiği şeklinde olmasına bakılarak cevaplayan kişinin, ahlak gelişimi hakkında bir yargıya varmıştır.
Kohlberg’e göre bireyin mantık evresiyle ahlak evresi birbirine paralel ilerler. Ancak yine ona göre mantık gelişimi ahlak gelişimi için gerekli bir koşul olmakla beraber yeterli değildir.
Kolhberg’in teorisi bazı nitelikler taşır. Bunlar;
1. Ahlaki gelişim evreleri düzenli bir sıra izler, birey bir önceki evreyi sindirdikten sonra bir sonrakine geçer.
2. Her bireyin ahlaki gelişimi farklı bir evrede sonlanabilir. Ancak herkes için bir sınır mevcuttur.
3. Bireyin ahlaki yargısının yoğunlaştığı bir evre mevcuttur ve o kişi ağırlıklı olarak o evrenin özelliklerini gösterir.
4. Bireyin ahlaki gelişimi önceki evreye döndürülemez ancak bir üt evreye yönlendirilebilir.
5. Yaş her zaman gelişim göstergesi olamaz. Çünkü bazı gençler yetişkinlerden daha yüksek seviyeye çıkabilir.
6. Bilişsel gelişim ahlaki gelişim için gereklidir ancak yeterli değildir.
7. Empati ahlaki gelişim için gereklidir ancak bu da yeterli koşul değildir.
Kohlberg, kuramında üç düzey ve altı evreden bahseder.
1) Gelenek Öncesi Düzey
Çocuk bu dönemde iyi-kötü, doğru-yanlış gibi ahlaki yargıları, davranışların fiziksel sonuçlarına bakarak değerlendirir.
Çocuk somut yaşantılara sahiptir.
Otorite, ödül ve cezayı simgelediği için, otoriteye boyun eğer.
- Birinci Evre: İtaat ve Ceza Eğilimi Evresi (Bağımlı Evre):
§ Çocuğa göre bu evrede doğru ya da iyi olan otoritenin dediğidir yani kuralları otorite belirler.
§ Bu evrede cezadan kaçma esastır ve cezadan koruyan davranış onun için iyi olandır.
§ Cezalandırılan davranış kötü, ödüllendirilen davranış iyidir.
§ Eğer çocuğun ceza alma ihtimali varsa kurallara uyar, eğer ceza almayacaksa kuralları ihlal eder.
§ Bu dönemde, ahlaki muhakemede, niyetler dikkate alınmaz, benmerkezcilik hakimdir.
- İkinci Evre: Çıkara Dayalı Alış-Veriş Evresi (Bireycilik)
§ Bu evrede bireysel menfaat ön plandadır.
§ Her şeyin bir karşılığı olmalıdır.
§ Göze göz anlayışı vardır. “Sen benim sırtımı kaşırsan, bende seninkini kaşırım”.
§ Sadakat, minnettarlık, adalet duyguları önemli değil, önemli olan alınacak karşılıktır.
§ Eğer kişinin menfaati alacağı cezadan çok ise kurallar ihlal edilebilir.
§ Doğru – iyi davranış kişiye haz veren davranıştır.
2) Geleneksel Düzey
Bu düzeyde bireyde sorumluluk, minnettarlık duyguları ağır basar.
Birey bu evrede kurallara uyar.
Bir davranışın toplum düzenine etkisi düşünülür.
- Üçüncü Evre: İyi Çocuk Evresi (Grup Ahlakı)
§ Bireyin değil grubun menfaati ön plandadır.
§ Gruba bağlılık etkilidir.
§ Bu evrede iyi ya da kötü davranış başkalarını memnun eden, grup tarafından onaylanan davranışlardır.
§ İyi olmak; güven, sadakat, saygı, minnettarlık gibi karşılıklı ilişkileri muhafaza etmek anlamındadır.
§ Yakın çevre ya da ailenin bakış açısı önemlidir.
§ Kendini başkasının yerine koyabilmenin, kendinin ve başkalarının duygularına dikkat etmenin, sınırlı bir grupta güzel ve hoş olmanın önemli olduğu dönemdir.
- Dördüncü Evre: Kural Evresi ( Sosyal Sistem)
§ Bu evrede kişi kendi ya da grubun çıkarlarına göre hareket etmez, sosyal sisteme ve onun yasalarına uyar.
§ Onun için kuralları ve sosyal düzeni korumak önemlidir.
§ Bu evrede ahlak, kuralları, hakları ve sorumlulukları benimsemektir. Örneğin: Devlete olan vergisini vermek kanunlara uymak ahlaklılık göstergesidir.
§ Birey mevcut düzene ve kurallara katı biçimde bağlıdır.
§ Yetişkinlerin çoğu bu evrededir.
3) Gelenek Ötesi Düzey
Bu düzeyde birey, ahlaki değer ve ilkeleri kendi bakış açısından yola çıkarak ele alır.
Bu düzeye ulaşmış olanlar, geniş bir bakış açısına sahiptirler.
Farklı sosyal grupların ve farklı değerlerin varlığının bilincindedirler. Bu nedenle tek çeşit bir kural ya da normun uygulanmasını reddederler.
- Beşinci Evre: Bireysel Haklar Evresi (Sosyal Anlaşma)
§ Bu evrede kişi adil olmayan yasaların değiştirilebileceği düşüncesindedir.
§ Kurallar ve değerler önemlidir fakat eleştirel bir şekilde incelenerek toplumun yararına olacak bir şekilde demokratik bir süreçle değiştirilebilir ve üzerlerinde anlaşılabilir.
§ Bu evrede toplumla anlaşmaya varılan kurallar vardır.
- Altıncı Evre: Evrensel Ahlak İlkeleri Evresi
v Artık yasalar değil, insan yaşamı her şeyin üzerindedir.
v Vicdanın, benlik tarafından seçilen değerlerce yönetildiği evredir.
v Bireyin herhangi bir yasayı adil bulmaması o yasaya uymaması için yeterli sebeptir. Çünkü bireyin kendi vicdanı adil olmayan bir yasaya uymanın ahlaki açıdan gerekli olmadığını söyler.
v Birey için adaletle ile birlikte saygınlığın gözetildiği, adalet için saygıya dayalı kurallara itaat edildiği gelişimin son aşamasıdır.
v CAROL GİLLİGAN’ın AHLAK GELİŞİMİ KURAMI
Gilligan, araştırmasına Freud ve Kohlberg’i eleştirerek başlamıştır.
Freud ve Kohlberg’in erkek ağırlıklı kuram geliştirdiklerini, kadınların farklı bir gelişim çizgisi gösterdiklerini öne sürmüştür.
Araştırmalarında ele aldığı ikilemler yaşanmış ya da yaşamakta olan gerçek ikilemlerdir.
Belli bir insan için doğru olan ahlaki eylemin herkes için aynı olmadığı düşüncesini savunur.
Gilligan, ahlak gelişimini üç evreye ayırmıştır;
1- Bireyin Yaşamını Sürdürmesine Yönelik Uyum Evresi
Birey, kendi ihtiyaçlarından hareketle ahlaki değerlendirmelerde bulunmaktadır. Bireyin ihtiyaçlarına ilişkin çatışmalı soruları bireyin değerlendirmeleri onun ahlaki gelişmişliğini ortaya koymaktadır.
2- Fedakarlık Evresi
Bu evrede birey, başkaları için kaygılanır, başkalarını incitebileceği endişesi yaşanır, başkalarına yönelik sorumluluk duygusu içerisine girer.
Gilligan, kadının yardım edici ve koruyucu özelliğinin ortaya çıktığı dönemin, bu evre olduğunu ifade etmektedir.
3- Pasif Direniş Ahlaki Evresi
Bu evrede birey, hem kendi hem de başkalarına karşı sorumlu olduğu anlayışını kazanır.
KAYNAKÇA
Özbay, Y.; Erkan, S. (2008). “Eğitim Psikolojisi”. Altıncı Baskı, No:45, Ankara. Pegem Yayınları.
Bacanlı, H. (1997). ”Eğitim Psikolojisi”. Yirmi beşinci Baskı. Ankara. Anı Yayıncı No:45, Ankara. Pegem Yayınları.


Yorumlar